23 Mayıs 2011 Pazartesi

AYASOFYA AĞLIYOR...

AYASOFYA ŞİMDİ DE KİLİSE MÜZEYE ÇEVRİLİYOR...

Fatih Sultan Mehmed'in  İstanbul'u fethetmek için ne uğraşlar verdiğini;İstanbul'u fethettikten sonra ilk cuma namazını Ayasofya'da kıldığını ve  en az İstanbul'a olan sevgisi kadar Ayasofya'yı  sevdiğini tüm alem bilir..

Ayasofya Türk  milletinin gözünde her hangi bir cami değildir. Peygamber övgüsü alan “İstanbul Mutlak Fethedilecektir.Onu fetheden Komutan Ne Güzel Komutan.Onu Fetheden Asker Ne Güzel Askerdir.” ''Hz.Muhammed s.a.v.'' diye nitelendirilen şanlı Fetih ordusunun zafer armağanıdır.

O Yüce Padişah sanki ilerisini görerek öyle bir lânet okumuştur ki “...Vakıf şartlarını kim değiştirirse, Allah’ın, meleklerin, bütün insanların lâneti onların üzerine olsun...” diyerek en büyük bedduasını yapmıştır. İşte o vakfiye;


AYASOFYA VAKFİYESİ  (1 HAZİRAN 1453)
“İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle

Ayasofya Camisi’nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.

Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse,

Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın.
Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır.

Allah’ın azabı onlaradır. Allah işitendir, bilendir.
_____________________________________________________________



Ayasofya camii'sini müzeye çeviren 24 kasım 1934 tarihli kararname'de ilginçlikler havada uçuşuyor.En ilginç iddaa ise de kararnamenin altında bulunan Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e ait olduğu ifade edilen imzasının taklit olması;çünkü Atatürk Soyadı Kanunu'ndan önce "Gazi Mustafa Kemal" imzasını kullanıyordu, Ayasofya Kararnamesi 27 Kasım 1934 tarihli Soyadı Kanunu'ndan 3 gün önce çıktı.Bu duruma göre Mustafa Kemal'in imzasının "Gazi Mustafa Kemal" şeklinde olması lazımdır.Ancak Cumhurbaşkanının buradaki imzasının K.atatürk şeklinde olduğu görülüyor. Üstelik kararnamede  Atatürk’ün ilk harfi küçük harfle yazılmış. Atatürk'ün söz konusu kararnamede yer alan imzası, normal imzasına benzemiyor. Bu durum İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 30 Ocak 1997 tarihinde resmen tescil ediliyor. Atatürk'ün gerçek imzası ile bu imza mukayese edilip inceleniyor ve bu imzanın sahte olabileceği resmen açıklanıyor. Ayrıca kararnamenin birinci sayfası ile ikinci sayfalarının farklı müdürlüklere ait antetli kağıtlara yazılmış, 24 Kasım 1934’te düzenlenen başka iki kararname 1613 ve 1614 sayılı iken aynı günlü bu kararname 1589 sayılı idi. Bu gariplikler kararnamenin sahteliğine yeterince şahitlik ediyor.



Önce camiden müzeye çevrildi,şimdi ise kilise müzeye çevriliyor.Şimdi soruyorum size acaba Peygamberimizin övgüsünü almış Fatih Sultan Mehmed Han'ın bedduası hala üzerimizde olduğu için mi Türkiye yıllardır belini doğrultamıyor.


Ayasofyasız İstanbul, İstanbulsuz Türkiye olmaz! Ayasofya’yı sıradan bir mabet olmaktan çıkarıp sembolleştiren neden, Peygamber müjdesi şehrin yüreğinin teşkil etmesidir. Bu kimliği ile Ayasofya, Osmanlı Asırlarında çok önemsenmiş, o kadar ki, Ayasofya İmamına saray protokolünde yer verilmiştir.

YÜCE ALLAH TEKRAR AYASOFYA'NIN CAMİYE ÇEVRİLİŞİNİ BİZLERE GÖSTERSİN!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder