26 Eylül 2013 Perşembe

KİM O ?



Eski bir fotoğraf mı götürür bizi sadece geçmişe? Eğer öyleyse gelecek ne getirecek bize?. Bir sokaktan ya da bir konağın cumbasının altından kaç kez geçmemiz gerekir onu tam anlamıyla algılamamız için? Peribacalarından peri mi çıkmalı o büyüyü yaşamak için? Zaman hayatımızı elimizden alırken yaşadıklarımızın ne kadarı bizim, ne kadar farkındayız yaşadıklarımızın…

Peki, tarih sadece takvim yapraklarından mı yer etmeli sadece! Geçmişle şu anki yaşamımızda kurduğumuz her bağ geleceğimizde özel bir yer bulacaktır mutlaka. Ve hayat yalnızca kendimizden, sevdiklerimizle sınırladığımız dünyamızdan ibaret değil. Biraz olsun gündelik hayatın koşuşturmasından yorulduğumuzun farkına varsak ve durup etrafımıza baksak geçmiş ve gelecek zamanı değerli kılan ve bizim dolu dolu yaşanılması gereken bir tarihimiz var... Dikkat! Yaşanılması gereken bir tarih…

Hasret sevgiliye veda mı? Aileden uzaklık mı? Yoksa… Mesafeler midir? Ölüm müdür ya da en acı olanı.
Hayat yalnızca hasretlerle ayrılıklarla mı doludur. Mevsimlerden sonbahar, vakitlerden hep akşam mı suçludur.


Hasret dönüşür vuslata, ana kavuşur kuzusuna, yâr sarılır elbet bir gün yavuklusuna. Ya içimizdeki bitmek bilmeyen sonbaharlar ya güneş girmeyen odalar? Bir saniye öncemiz artık bitti yok sonrası zaten meçhul, haftalar ise aşılmaz mesafelerin ölçütü artık.

Hayatımızdaki her şey öyle bir sisteme oturtulmuş ki zamanla bizi mutlu edecek şeyler bile empoze edilmiş, hepsi de bir şeylerin sonunda odaklı. Büyüyünce, okul bitince, tatil olunca, evlenince, para kazanmaya başlayınca, emekli olunca… Ve sonuç çok mutluyuz(!) Daha yazının sonunu da görmediniz haliyle kafanızda bir hayli karıştı. Keşke şöyle yazsaydın diye fısıldamalar geliyor kulağıma. Zaten keşkeli gülücükler saçan bir millet olup çıktık… İçimizden geçenlerin kaçını ertelemeden bugün gerçekleştirebiliyoruz. Ya da daha kolayı kim diyor, sabah uyandığında kalkıp güneşe merhaba. Atılacak ilk adım bu olmalı belki de, en baştan hayata sahip çıkmak… Ertelemesiz, kavgasız, vedasız bir hayat dileğiyle…Biliyorum beni anlamadınız…


Harun Kayrakçı

2 yorum:

  1. Çok akıcı olmuş alıp uzaklara götürdü beni elinize sağlık..

    YanıtlaSil
  2. mevsimlerden sonbahar vakitlerden hep akşam mı suçludur. vay bee aynen öyle

    YanıtlaSil