28 Aralık 2013 Cumartesi

Eski Köyün Yeni(yıl) Adeti

Harun Kayrakçı'nın yazısı

Bu hafta malum yılbaşı haftası... Peki, nedir bu yılbaşı neyin nesi kimin fesi?

Yıl M.S 321,Doğu Roma İmparatoru Konstantin sapık teslis(3 tanrı) itikadını ortaya atarak ve M.S 325 yılında İznik'te din konseyinde güneşe tapan putperestlerin adetlerini kabul ederek Hıristiyanlığın bozulmasına hizmet etmiş ve Noel-yılbaşı geleneğini M.S 354'de Roma'da başlatmış oldu.

İyi, güzel de bizim mensubu olduğumuz din, millet ve kültür ile uzaktan yakından alakası olmayan bu sapık ideolojik amaçları olan yılbaşının bizim topraklarımızda ne işi var,nerden,hangi amaçla aramızda?
Bakınız, bir milleti veya toplumu yıkmak, içinden çökertmek kendilerine benzetmek isteyenler, o milletin önce dinini, dilini, tarihini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini millet fertlerinin ve bilhassa gelecek nesillerin ruhundan söküp atmaya, bunların yerine kendi dinlerini, gelenek ve göreneklerini, kendi kültürlerini, yerleştirmeye çalışırlar.
Bakın bu konuda bizi her fırsatta lekelemekle meşgul olan Fransa'nın ünlü yazarı ve sonradan bir Türk aşığı olan Pierre Loti ne diyor:
''Bir daha, Türklerle savaşmadan önce, Türklerdeki din, dil, namus, aile, vatan, millet ve birlik duygularının yok olup olmadığını iyi kontrol edin. Yoksa Türkleri savaşarak asla yenemezsiniz..."

Müslüman Türk Milletinin, vatanına, dinine, kendi kültür ve tarihine, adet ve ananelerine bağlılığını bütün âlem bilmekte, dış mihraklarda bunun bilincinde ve hiç boş durmuyorlar ve duramayacaklar. Çünkü bizi başka hiçbir güçle yıkamazlar bunu adları gibi biliyorlar. Milletimizin dinine, gelenek ve göreneklerine, Türk'ü Türk ve Müslüman yapan kültür değerlerine karşı, geniş cepheleri olan bir kültür savaşı ile yıllardır karşı karşıyayız ve şuan da yenik durumdayız. Nasıl mı? Mağazalar, alışveriş merkezleri, sokaklar, insanlar bir yabancı dil istilası altındaysa benim televizyonumda benim tarihimle, kültürümle bağdaşmayan saçma sapan TV programları, diziler yayınlanıyorsa, benim insanım yılbaşı, doğum günü partileri, sevgililer günü, ırt günü zırt günü diye kapitalizmle koyun koyuna uyuyorsa savaşı kaybediyoruz kardeşim bana kimse aksini iddia etmesin...

Hani sünnet çocuklarına acısını duymasın oyalansın diye hokkabaz oynatırlar ya işte aynen egemen güçlerde aman millet uyanmasın aman birbirine bağlanmasın diye hokkabazlıklar yapıyor.İşte bu hokkabazlıklardan bir tanesi de uydurulmuş bir Hıristiyan inancı, adet ve ananesi olan yılbaşı yortuları bunun tipik örneklerinden... Yılbaşı eğlenceleri, Noel baba hikâyeleri, yılbaşına ait çeşitli eğlenceler Hıristiyanlara ait adet ve geleneklerdir. Ne mensubu olduğumuz dinimizde ne de örfümüzde bunların yeri yoktur.

Pekâlâ, gazetelerde, televizyonlarda yılbaşında kim nerde sahne alıyor diye görüyoruz ya buna ne demeli? Bizim bildiğimiz sanatçı aydındır. Sanatçı içinde bulunduğu toplumun değer yargılarını yaşatmaya çalışır. Sanatçıyı sadece güzel sesi veya yorumuyla değil ahlakıyla da değerlendirmeli. Yahu çıkmayın yılbaşında sahneye ne olacak?

Bu yılbaşı belasının manevi zararının yanında maddi zararıda var tabii ki bakın 2008 yılı yılbaşı eğlencelerinde harcanan paranın 8 milyon lira olduğu açıklanmış. Ey canını yediğim yurdum insanı senin 2 milyona yakın işsiz gezen ve bir o kadar geçim sıkıntısı çeken yurttaşın varken bu israf da ne diye?
Kimse darılmasın,gücenmesin ama lafa gelince hepimiz Müslümanız elhamdülillah,hepimiz en ala milliyetçiğiz ama işte durum ortada bize oynanan oyunlara,bizi yok etmeye çalışan nadırbozlara rağmen yine yılbaşı kutlayacak,meydanları dolduracak,rezaletlere,sayısı belirsiz trafik kazalarına tanık olacağız. Ne diyelim artık İyi yıllar (!)

Ama şimdi siz bana kızacaksınız; aman sende, şimdiye kadar bu düzen böyle devam etmiş, devam eder biz mi kurtaracağız diyeceksiniz biliyorum belki bu yazdıklarıma alınanlar olacak ama unutmayın sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez...
Şuna değinmeden geçemeyeceğim: Peki bu bahsettiğim kültür savaşını nasıl kazanırız biliyor musunuz? Bu sorunun cevabını 1279 sene evvel Göktürk Devleti'nin hakanı Bilge Kağan şöyle cevaplamış;
''Ey! Türk milleti, işitin: üstte gök çökmediği, altta yer delinmediği sürece senin ilini ve töreni kim bozabilir? Türk milleti, vazgeç, pişman ol! disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan bilgili kağanınla, hür ve bağımsız iyi ülkene karşı kendin hata etme.'' -Bilge Kağan-

Son olarak küçük bir dörtlükle sizlere düşün payı bırakıyorum...

Seni aldatmasın ‘Batı’ denilen,
Onun mayasıdır ‘katı’ denilen,
Onun iç yüzüdür ‘kötü’ denilen…
Odur özsuyunu sömüren kene!
Sen uyan; onu da düşün!
Kaç parçaya bölmüşler seni?
Sonsuz bir sahraya salmışlar seni…
Kanadını kırıp yolmuşlar seni..
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne!
Uyan ey! … Kendine dönmeyi dene.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder